pop

Este artista usa vasos de café para plasmar de forma maravillosa lo que ve en sus viajes

Seyyahart

Berk Armagan logró combinar varias cosas que todos amamos: el café, los viajes y el arte. Así es que empezó a llevar adelante esta maravillosa idea que implica dibujar en vasos de café todo aquello que ve durante su recorrido por el mundo, ya sea exactamente igual o agregando personajes que dan color a calles históricas, por ejemplo. Todas las imágenes están disponibles en su cuenta de Instagram, seyyahart.

El artista viaja como mochilero, lo cual ve como un problema y una ventaja, dependiendo la situación. Los vasos de papel los lleva consigo y a veces, tiene una idea formada de lo que desea dibujar incluso antes de llegar. Otras veces se le ocurre cuando está allí, debido a que la inspiración está presente todo el tiempo.

Quizás te interese: Galerías de arte que no puedes dejar de visitar alrededor del mundo

Más que solo un vaso

View this post on Instagram

Dümdüz bir ülke, herkes bisiklet sürüyor. Deniz seviyesinden alçak, nüfus yoğunluğu şu sıralar tıklım tıklım, su yüzünden yamulmuş evler, adım başı su kanalları, tekneler, bisikletler, bisikletler 😂 Amsterdam kesinlikle gezdiğim yerler içerisinde en beğendiğim şehirlerden. Buranın kendine has bir tarzı var. İnsanları hakkında pek yorum yapamayacağım ama aksilerine sıkça denk geldim 😂 Ot satışının serbest olduğu bir ülkede marketten bira alırken kimlik soruyorlar 😂 Rahat bir ülke, polisler bisikletle falan geziyor hatta bedava Heineken birası dağıtan bir kızdan bira alıp içebilecek kadar rahatlar. Bugün yağmurlu bir havaya denk geldim. Yağmurlu da güzel burası çünkü turistleri evde, hotellerde tutuyor yağmur 😂 Herneyse bu bardak bana göre Amsterdam'ın özeti. Kırmızı bisikleti çok sevdiğim için çizdim 😂 - #netherlands #amsterdam #cupart #canals #landmark #bike #travel #artist #art #worldofpencils #drawing #illustration #supportart #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Estas son obras de arte, así que las vende para seguir financiando sus viajes y poder recorrer nuevos lugares que también dibujará, eventualmente. Otras veces ayuda a refugios de animales en Turquía, por ejemplo.

Las fotos son realmente impresionantes, ¿no te parece? Este tipo de arte es genial porque implica salir al mundo, recorrer nuevos lugares y cambiar la visión cada vez que se está en un sitio nuevo. Además tiene la oportunidad de hablar con personas de todo el mundo, que a su vez pueden quedarse con un pedazo de su obra como artista.

Aquí tienes algunos ejemplos

Venecia

View this post on Instagram

Venedik... Buraya gelme sebebim zeminin beton yerine su olması. Daha sonrasında tarihi, kültürü, mimarisi vs. geliyor. Tablo gibi şehir cidden Avrupa gezim sırasında en etkilendiğim yerlerden birisi. Venedik'te sokaklarda gezmek bana Harry Potter'ın Diagon Yolu'na gittiği sahneleri hatırlattı. Büyüleyiciydi 😂 Neyse edebiyat benim işim değil. Venedik'i gezerken ne çizeceğim konusunda kafam karışıktı. Şehrin dokusundan su zeminli evleri çizeyim dedim aklıma Amsterdam'da yaptığım çizim geldi vazgeçtim. Sonra aklıma Kara Ölüm (Veba hastalığı) maskesi geldi. Zaten burada hediye dükkanlarının hepsinde Veba maskeleri satılıyor (şehrin simgesi haline gelmiş binevi). Aklıma yattı fikir. Veba hekimlerinden birinin fotoğrafını çizdim. Bardağın arkası boş durmasın diye ölümü ve kanı temsilen de siyah ve kırmızı bir arkaplan yaptım. Uzun süredir mekan çizimi yapıp bardağı çizdiğim yere götürüp çektiğimden fotoğraf kısmının nasıl olacağını düşünmemiştim. Gezerken Venedik'in dar sokaklarından birine saptım. Her yerin vıcık vıcık turist olduğu Venedik'te saptığım o sokakta tek tük insan geçiyordu. Sokağa girdiğimde bir ürperti sardı beni. O anları hayal ettim, sanki vebaya yakalanmışım ve karşımda veba hekimini görüyorum 😥 Değişik duygular içerisinde fotoğrafı çektim. Hediye olarak abime veba maskesi alıcaktım fakat güzel olanların fiyatlarının 50+ euro olduğunu gördüğümde vazgeçtim. Çizdiğimle kaldım 😂 - Kısaca veba maskesinin hikayesinden bahsedeyim: Karga başını andıran maske ve siyahlar içerisindeki o dönemlerde bu değişik kıyafetleri giyen doktorların diğer doktorlardan pek bir farkı yokmuş. Karga başını andıran bu maskenin gaga kısmına, kostümün içindeki kişinin zehirli havadan etkilenmesini önlemek için şifali bitkiler konulurmuş. Buna rağmen bu kıyafeti giyen kişiler de ölüyormuş. Gaga doktoru diğer insanlardan uzak tutmak için uzun tutulmuş. Veba hekimleri ölümü engelleme, tedavi etme gibi o dönemde mucize sayılabilcek şeyleri gerçekleştiremiyorlarmış. Bu kıyafetin tasarımı o dönemde Kara Ölüm'le ilgili pek çok çalışması olan Charles De L'orme'a atfedilmiş. Veba hekimlerinin maskeleri Venedik'in simgelerinden biri haline gelmiş.

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Coliseo

View this post on Instagram

İkizlerimle tanışın 😂 Turist seli, sağım solum önün arkam insan. Allahım Roma ne kalabalıktı öyle. Sıcakta kesinlikle çekilmesi zor bir yer ama sokaklarında yürümek çok keyifli. Roma büyük ve temiz bir şehir, tarihi konusuna girmeme gerek yok o kadar bilgim yok 😂 Boş bir şehir olsa sanırım gezmekten en keyif alacağım yer olurdu. Herneyse bugün Interrail biletim biteceği için hızlı bir Roma gezisi yapmak zorunda kaldım. Floransa'dan ücretsiz olduğu için yerel bir trenle gelmek zorunda kaldım (para suyunu çekti, 3 buçuk saatlik bir yolculuktu). Sabah yemek yeme fırsatı bulamamıştım indiğimde çok sıcak bir havayla karşılaştım. Sıcaklık yetmiyormuş gibi bir ton da turist vardı 😂 Hızlı bir şekilde kolezyuma gittim. Bu arada insanlara çarpmamak mümkün değil 😂 Kolezyum'un çevresini dolaşırken çekeceğim açıyı buldum hemen çantayı koydum. Bu sefer farklı bir çalışma yaptım. İki bardağa çizim yaptım (Daha farklı çalışmalarım da var yavaş yavaş çeşitliliği arttırıcam önümdr uzun bir süreç var 😂). Çizimi yaptım ama doğru şekilde tutması zor oldu. Bu fotoğrafı çekmek için 20-30 dakika uğraştım. Tabi fotoğraf çekmeden öncesi de var 😂 Çok sarsıntılı bir trende çizmek zorunda kaldım Kolezyum'u (2-3 saatten bahsediyorum 😂) O kadar uğraştıktan sonra kendimi Pompi'den tiramisu, Venchi'den çikolatalı vanilyalı dondurma ve makarna yiyerek ödüllendirdim. Son günlerimin İtalya'da olmasına çok seviniyorum (uzun bir süre nutella, fıstık ezmesi, muz yiyerek geçirdim). Karnım tok, kalemim pek bir şekilde Venedik'e gidiyorum. - #italy #roma #colosseum #landmark #ancient #historical #cupart #art #illustration #drawing #artist #travel #traveller #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Pisa

View this post on Instagram

İtalya'ya girdiğimde bi tatil moduna girdim. Önce Sestri Levante'ye gittim. Kuşadası'na benzettim biraz 😂 Deniz, kum, güneş moduna girdim falan. Yerel biralar içtim, pizzalar yedim. Turist olduğumu tam olarak burada hissettim 😂 Denize girdim, inanın aylar sonra rahatladığımı hissettim. Ardından Cinque Terre'ye gittim (Cinque Terre bir bölge ve farklı farklı güzergahları var). Cinque Terre kesinlikle çok güzel ve kendine has tarzı olan bir yer. Corniglia bölgesine gittim ilk, tepeye çıktığımda anladım fotoğraflarda çekilen yerin Monarola'da olduğunu (Gidecekseniz aklınızda bulunsun Monarola'da inin 😂). Trene bindim direkt bulunduğu yere gittim. Monarola'ya gidip kartpostal görünümlü manzarayı görsel hafızama kaydettikten sonra Pisa yoluna koyuldum (Denizden çok daha güzel fotoğraflar çekilirdi ama vaktim olmadığı için çekemedim). Pisa bardağını İsviçre'den İtalya'ya gelirken trende çizmek zorunda kaldım. Açısını ayarlamakta biraz sıkıntı çektim ama sonunda istediğime ulaştım 😂 İtalya'nın en popüler simgelerinden olduğu için yanına İtalya bayrağının renklerini de kattım. Herkes burada Pisa kulesiyle değişik fotoğraf çekilmeye çalıştığı için bende düz bir fotoğraf çekmek yerine poz veren insanlardan birini kullanmayı seçtim ve sonuç 😋 - #italy #pisa #tower #landmark #travel #art #cupart #photography #illustration #drawing #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Louvre

View this post on Instagram

Bir gün bana "Berk Mona Lisa'yı bardağa çizeceksin ve Louvre müzesinde orijinal haliyle fotoğraf çekeceksin" deseler inanmazdım. Bu zamana kadar hiç ciddi anlamda çizim yapmadım. Hiç kural, teknik falan bilmem. Elimden geliyor bir şekilde. Bu çizim için yaklaşık 4-5 saat kadar uğraştım. Karakalem hali tam anlamıyla Mona Lisa gibi olmuştu ama teknik çizim kalemiyle çizimi sevdiğim için bu tarz bir şey ortaya çıkardım. Yağlı boyayla yapılmış bir eseri çiziyorum sonuçta 😊 Çizimi yaptıktan sonra Louvre müzesine girmek de biraz sıkıntıydı. Piramitli yerden girmek çok zor zaten aşırı kalabalık oluyor. Alışveriş merkezinden girdim Louvre'a. Avrupa'da müzelere girmek beni biraz sarsıyor ama olsun değer yani 😂 Çizdiğim eseri bizzat göreceğim. 30-45 dakika uğraştıktan sonra Louvre'a girdim. Girmesine girdim ama aşırı büyük bir yerle karşılaştım. Giren herkesin elinde harita vardı. Ben heyecanla girdiğim için almayı unuttum tabi 😂 Önüme gelene soruyorum "How can i go Mona Lisa?" onlarda "Houum its complicated, you should go straight..." cevabını veriyor 😂 Böyle böyle bi 20 dakikada buldum sanırım. Mona Lisa'ya giderken harika eserler gördüm. Mısır dönemine ait hiyeroglifler, papirüsler, lahitler, heykeller... Aşırı zengin bir müze. Herneyde sora sora Bağdat bulunur mantığıyla buldum Mona Lisa'yı. Buldum ama kalabalıktan göremedim ilk başta. Böylesi bir kalabalık yok 😂 Biraz uğraşarak öne geçmeye çalıştım. İnsanlar elimde bardağı görünce müsade ettiler 😊 Öne geçtim ama eserle aramda bi 5-10 metre var. Görevlilere çok ısrar ettim bırakın gireyim sadece fotoğraf çekicem diye. Hiçbir şekilde izin vermediler. O yüzden bardağım tabloya biraz uzak oldu. Ama benim için çok gurur vericiydi. Munch'un, Van Gogh'un tablosunu çizip bizzat orijinal haliyle fotoğraf çektikten sonra Leonardo Da Vinci'nin dünyanın en ünlü tablosu haline gelen Mona Lisa'yı çizip orijinal haliyle fotoğraf çekmek. Bu yüzden deseler inanmazdım dedim 😂 Tüm bunlar azmim ve sizin hayalimi görüp ortak olmanızla oldu. Bana destek olan herkese çok teşekkür ederim. Avrupa'dan sonra Küba'ya gitmekm Amerika'ya gitmek gibi hayellerim var. devamı yorumda -->

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Torre Eiffel

View this post on Instagram

Ne zor oldu şu Paris'e gelmek. Belçika'yı gezdikten sonra Railplanner'dan tren saatine bakıp hemen trenin bulunduğu perona gittim. Trene tam girecekken tren için rezervasyon gerekiyor rezervasyonsuz giremezsin tepkisiyle karşılaştım. Alelacele rezervasyon yaptırmaya gittim. Tahmin edin noldu? Yarına kadar trenlerin hepsi doluymuş. Üstelik trenin rezervasyon ücreti 20 euro 😂 İçimden ulan bu interrail bileti ne işe yarıyor dedim ama boşa tabi. Sonra alternatifleri soruyorum görevliye tabi nasıl farklı yollardan gidebiliriz falan. Kadın 2 aktarma yapıp metro kullanarak gidebilirsiniz o da size 30 euroya patlar dedi. Ben de ücretsiz gidiş yok mu dedim tabi. Yok dedi sonra yine gittim başka bir gişeye sordum adam yardımcı oldu bayağı. Ücretsiz gidişi anlattı ama ertesi gün 4.46'da 4 aktarma ve 5 saatten fazla sürüyordu. Yapacak başka bir şeyim olmadığı için iyi madem dedim. Sokakta sabahlamak zorunda kaldım 😂 Belçika meydanında gece geç saatlere kadar insanlar yere oturup kafa buluyorlar, birkaç saykonun delice söylemleri dışında pek bir şey olmadı sabaha kadar zaten polis kuş uçurtmuyor. Ahaha çocuğu teki meydanda bir saksıya işediği için ceza yiyordu az daha öyle diyim. Uykusuz ve yorgun bir şekilde trene bindim. Trende sarsıntılarla Eiffel'i çizmek zorunda kaldım (Zaten ne zaman doğru düzgün bir ortam oluyor ki 😂). Renkli kısmı da hostele geldikten sonra Eiffel Kulesi'ni görmeye gitmeden önce yaptım. Hostele geldim ama hiç dinlenemedim. Bir sonraki çizime başladım bile öyle söyleyeyim. Oldukça yoğun ve hareketliyim. Zorlanıyorum ama döndüğümde çok güzel bir şekilde hatırlayacağım bu anları eminim 😊 - #france #paris #eiffeltower #landmark #travel #illustration #art #drawing #supportart #gopro #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Catedral de Colonia

View this post on Instagram

Köln tren garından çıktığımda karşılaştığım muazzam yapıt. Tabi daha öncesinden bu muazzam yapıttan haberim vardı. Dresden'den Köln'e gece treniyle gittim. Gece treninde çizmekle çizmemek arasında gidip geldim bayağı onu söyleyeyim. Çok detaylı bir katedral, emin olamadım altından kalkacağımdan. Uykusuz ve yorgundum üstelik. Dedim lan bir kere dedin yapıcam diye yap. Gece başladım çizmeye. Çizmeye başladıktan bir saat sonra ışıkları kapattılar trende millet uyusun diye 😂 Bende tepemdeki ufacık ışıkla çizmeye çalıştım ama olacak gibi değildi, bıraktım. Bıraktığımda çok az bir kısmını çizdiğimi gördüm (çok detaylı diye boşuna demiyorum 😂). Uykum gelmişti zaten, sabah kalkıp bitirmeye karar verdim. Sabah trenden inip oturabileceğim bir yer aramaya başladım. Bilim bakalım nereye oturdum? McDonald's 😂 Hemen çizilmeye koyuldum 3 saat falan sürdü sanırım. En fazla uğraştığım bardak oldu sanırım bu gezide 😂 Ama değdiğini düşünüyorum. Aşırı etkilendiğim bu yapıtı çizmiş olmak bana gurur veriyor 😎 - #germany #köln #cupart #colognecathedral #landmark #cathedral #artist #art #worldofpencils #drawing #illustration #supportart #artfido #artistmotive #imaginationarts #arts_help #arts_mag #artistic_nation #arts_gallery #arthomepage #artmagazine #worldofpencils2016 #artsanity #dailyarts #artshelp #seyyahart

A post shared by seyyahart (@seyyahart) on

Ucrania

Ver también: 7 maravillosos edificios famosos que son verdaderas obras de arte arquitectónico